24 Eylül 2007 Pazartesi

Marketingist 2

Hani İstiklal Caddesi'inde ya da hangi şehirdeyseniz oranın merkez caddesinde dolanırken elinize kırk küsür kişi flyer tutuşturmaya, hatta iletişim bilgilerinizi bile almaya çalışır ya, aynen öyleydi işte. Konferansa giriyoruz, bir sürü kişi önümüze dizilmiş kağıtları almamız için ısrar ediyordu.

Orası bir fuar ve ben oraya işime yarayacak olan etkinliklerden, standlardan faydalanmak için gelmiş olmalıyım. Dolayısıyla zaten bana fayda sağlayacak şeyleri arayıp buluyorum, ama ben sizin flyerlarınızı üzerime yığacağınız bir "çöp" değilim. Eğer oraya geldiysem bilmeliydiniz ki ben zaten bilinçli kesimin içindeydim.

Konferanslara gelince, marka danışmanı bir hanımın, Uni-Lever ve Coca-Cola'dan konuşmacıların olduğu, çok da heveslenerek gittiğimiz konferansın ilk konuşmacısı marka danışmanı olan hanımdı. Ayağa kalktı, ve projeksiyondan yansıyan notlarını anlatmaya başladı. Gözlerimize inanamadık, resmen Marketing Management 1 dersinin bir konusunu anlatıyordu. 10 dk kadar bekledik, sonra baktık ki gidişat kötü isyan edercesine çıktık oradan. Benim fakültede ilk senemde aldığım dersi bu kadar "yavan" bir şekilde nasıl böyle bir yerde anlatıyordu, şaştım kaldım. Bir ön çalışma yapılmadığı açıkça ortadaydı, derse girdiği bir üniversitede anlattığı konuyu pek değişime uğratmadan orada sunuyor olma ihtimali çok yüksek. Çok sevdiğim kendi Marketing hocamla arasındaki farkı görünce üniversitede ne kadar şanslı olduğumu düşünüp şükrettim.

Benim çok iyi bulduğum sadece 2 sunum var, biri Can Çağdaş'ın yöneticiliğini yaptığı konferans diğeri de Güven Borça'nın yöneticiliğini yaptığı konferanstı.

Bu sene Marketingist' gelmeyenler ne kaçırdılar? Tüyap'a gitmek için çekilen çileyi...

0 yorum: